son dakika
06 Şubat 2012 Pazartesi
Ana Sayfam Yap
Av.Murat SÜRMELİ

E-Posta:
murat.surmeli@mynet.com

KARABAĞ OLMAZSA OLMAZ!

Toplumlar, ulus olma bilinçlerini yaşadıkları tarihi süreçler içindeki mücadeleleriyle pekiştirirler. Ara ara tarihleriyle yüzleşmek, bu uzun yolculuklarda yapılan hataların ayıklanması ya da gereksiz tekrarlarla bu bilince verilen zararın en aza indirgenmesini sağlayan bir anlayış olarak kabul edilir. İnsani hakları ödünç verme ya da kiraya bağlamak gibi yeni bir demokrasi geliştiren Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinin, günün birinde bize Ortadoğu’da, Afrika’da ve bazı Asya ülkelerinde işledikleri insanlık dışı suçları, toplu katliamların ve işkencelerin nasıl hesabını vereceklerini ve kendileriyle nasıl yüzleşeceklerini düşünedursunlar. Onlar dünya kamuoyuna ve bize karşı minik müttefikleri Ermenistan’ın sözde soykırım idealarını destekleyerek, yeni bir savunma geliştirip ya da deyim yerindeyse insanlık dersi vermek gibi bir küstahlığa kalkıştılar.


Bugün Ermenistan’ın megalomani mantığına destek vererek pohpohlayan söz konusu ülkeler, kendi demokrasi anlayışlarıyla toplumlar üzerinde derin kuşkulara yol açtıkları gibi, beraberinde barındırdıkları yanlı zihniyetin stratejik dengelerini de yavaş yavaş açığa çıkartmaktadırlar. Hızla kutuplaşan ve güncelliğini koruyan Haçlılık anlayışı, bir yandan sözde soykırım iddialarına temel oluştururken, öte yandan Müslüman toplumlara karşı Hıristiyan güç birliğini hatırlatan bir takım dayatmalarda zemin hazırlamaktadır.


AB üyeliği başvurularında bitmek tükenmek bilmeyen törpülenmeler, anlamsız talepler, büyük kürsülerde verilen insanlık dersleri ve aslı astarı olmayan sadece Ermenistan’ın söylemleriyle sınırlı olan soykırım iddialarının Dünya kamuoyuna ilan edilmesi ve insanlık barışı adına yargılanmalar, yine aynı zihniyetin bölünmezlikleri arasında yer almıyor mu?


1990 lı yılların aralığında Karabağ’da Ermeniler tarafından hunharca katledilen insanların kare kare arşivlenen fotoğrafları karşısında bir Amerikalının ya da Avrupalının yüreğinin sızlamasını düşünmek ya da bu yöndeki bir beklenti içinde olmak, sadece dış politikamızdaki karar verme mekanizmasının zaafiyetlerini ortaya koyar.


Daha düne kadar Ermenistan kapısının açılması konusundaki ısrarımızla, tarihi tekerrürden ders çıkarma pratiğimizin ne kadar zarar gördüğünü de böylece anlamış bulunduk. Televizyon ekranlarında komşumuz Ermenistan’la imzalanan protokollerin ve akabinde tokalaşan o dostane ellerin acaba Amerikan Parlamentosu’nu ne kadar etkilediği ya da onlara ne kadar taviz verildiği hiç düşünüldü mü?  Sanırım üzerinde titizlikle düşünülmesi gereken konulardan biri de bu olmalıydı.


Modern Haçlı anlayışının Ermeni lobisine olan abartılı iltifatı ve bazı siyasi otoritelerin tereddütleri, Ermeni halkının kendi tarihiyle yüzleşme sürecini uzattığı gibi, Karabağ işgalinde ülkesinden uzakta doğan her Karabağ’lı çocuğun ülkesiz kalmasını da böylece teyit etmiş oldu. Eğer bugün biz Karabağ’da gün geçtikçe güçlerini daha da çok hissettiren ve zulme zulüm katan Ermenilere, daha doğrusu Ermeni diasporasına karşı dış politikamızı yeniden gözden geçirmede gecikirsek, sadece Amerikan ya da Avrupa Parlamentosu’nda değil, Uruguay Parlamentosu’nda bile haklılığımızı maalesef ispatlayamayız.


Bugün bulunduğu bölge itibariyle, yaklaşan fırtınaların hesabını önceden bilmek ve gereği üzere etüt yapmak zorunda olan Türkiye, yanı başında kendi tarihi zulmü ile yüzleşmekten kaçan Ermenistan’ın politikalarına karşı ciddi ve kararlı tepkisini ortaya koymalıdır. Eğer bir gün Ermeni komşularımızın bize uzatacağı bir zeytin dalı olacaksa, bu dalın tek kriteri sözde iddiaların sona ermesi ve Karabağ işgalinin son bulması olmalıdır. Yani; Karabağ olmazsa olmaz.


 



2010-05-12 Bu Yazı 1457 kez okundu

Son Yazıları

ERMENİSTAN SÖZ MÜ VERDİ?
KARABAĞ OLMAZSA OLMAZ!
Yorumlar


erzurumlu hasan 2011-01-21
farkında deyiller
yazınız herşeyi apaçık gün ışığına çıkarmış teşekkürler murat bey. dünya bu ayıbı görüyor ve biliyor fakat bunlar hala kullanıldıklarının farkında deyiller, gölgeyi güc sayıyorlar,
bu çoğrafyanında farkında deyiller, karabağdan muhakak çekilmeliler bu coğrafyada tek yaşayamayacaklarının farkına varmalılar yoksa göçebe hayat yaşamak zoruda kalacaklar, artık insan olduklarını farketmeliler. çünkü bu düya insanla yaşanır, onlarsızda yaşanır bunun böyle olduğunu dünya biliyor. karabağda deyil kendi yurtlarında yaşamak onlarında hakkı onun için karabağdan çekilmeliler var olmaları için böyle gerekiyor birkerede akılı düşünseler. birkere daha diyiyorum o gölge onlara ait deyil, lütfen! farkına varsınlar.

Namiq Muhammedi 2010-06-27
Çok değerli bir yazı
Murat bey, teşekkür edirem. Çok deyerli bir yazı olmuş. Makaleye ilave etdiğiniz resimden bizde daha çok var, ama bunu gören kim? Amerika kor, Avrupa kar :( Müslümanlar ise cesaretsiz. Qazze, Qarabağ bizlere her geçen gün "CİHAD" diye seslenir. Ne mutlu bize ki, en azından Sizin gibi düşünceli yazarlar var.

Iğdırlı 2010-05-18
Çok sade ve öz bir yazı
Tebrikler Murat Bey. Yazınız çok sade ve öz ayrıca bir o kadarda açıklayıcı olmuş. Teşekkürler yazınız için.